ERSOY ALAP RESİMLERİNDE BELLEK KATMANLARI ARASINDA VAR OLAN GÖRSEL ALANLAR

Prof. Dr. Kıymet Giray

Belleğin katmanlarının arasında sıkışıp kalan gerçeklikler, bilinen, görülen ve var olan sarmaların ötesinde, algı sınırlarının aralıklarında gizlenen görsel alanlardır.

Gözlemlerin; ilgi alanları, bilgi ve kültür düzeyi, estetik seçkiler olarak biriktiği bellek, bu birikimin zaman ve çevre, an ve mekân durumuna uyarlı olarak sitemize edildiği alanların ağıdır.

Öğretilmiş bilgiler, deneyimlerle elde edilen vargılar, bilimsel metotlarla çözümlenen savlar ve günlük hayatın akışkan geçiciliği içinde algılanan görsellikler arasında süregiden geçişler ve değişimler, kimi zaman bellek arasına sıkışan gerçekliklere dönüşür. Bir eylemle ortaya çıkan ve kısaca anımsama olarak tanımlanan bu ara geçitler, sanıldığından da çoktur. Görsel algıyı uyaran; bir duyma, görme ya da karşılaşma anı, bellek katmanları arasında var olan görsel alanları yeniden ortaya çıkarır.

Ersoy Alap resimleri bu katmanların arasında gidip gelmekte ve var olan görsel alanlara göndermeler yapmaktadır.

Doğa ve nesne ilişkisinin sorgulandığı soyut anlatımlarında Alap, bellek katmanları arasında var olan görsel alanlarla hesaplaşmaktadır. Teknoloji ve doğa karşıtlığının yarattığı gerilimli soyut anlatımlarında, birbiriyle örtüşen lekesel yüzeylerin dengeleri arasında beliren görsel alanlar, teknolojiye direnen doğa kesitlerini yeniden görsel algıya yerleştirirken, onlara müdahale eden geometrik formlar, zorunlu değişimin baskın gücünü belirlemektedir.

Bu baskın güç, Alap’ın uyguladığı, özgün ve öznel tekniğiyle de pekiştirilmektedir. Soyut ekspresyonların anlatım dilini güçlendiren bu teknik, kendi içinde var olarak çoğalan, Alap’a özel olan, farklı bir baskı tekniğini yaratarak anlatım alanlarını kapsamına almaktadır.

Doğadan uzaklaşan ya da uzaklaştırılan insanın dramatik sancısını yansıtan Alap resimleri, bellek katmanları arasında var olan görsel alanlarda dolaşmaktadır. Artık neredeyse tamamen düşsel olan, anların anılara dönüştüğü kesişme noktalarında beliren doğa, var olmak ve yok olmak arasında sıkışıp kalan bellek katmanının sancılı temsilidir. 20.yüzyılın son çeyreğinde doğan ve 21. Yüzyılın insanı olarak yaşayan kesimin, doğadan kopması ve teknolojinin sınırlarında, “tuş”ların arasına sıkışmış dünyasından bir çıkış arayan ve bellek katmanlarının arasında var olan doğa kesitlerine geri dönen görsel alanlar yaratmaya çalışan Alap, kendi kuşağının net olarak algılanamayan trajik dünyasına, resimleriyle ışık tutmaktadır.

Ersoy Alap, Umutların bellek katmanları arasında hala varlığını koruyan doğa kesitlerinde gizli olduğu görsel algıların resimlerini tuvalleriyle buluşturmaktadır.

VISUAL SPACES THAT EXIST BETWEEN THE LAYERS OF MEMORY IN ERSOY ALAP’S PAINTINGS

Prof. Dr. Kıymet Giray

Realities that get stuck between the layers of memory are visual spaces that hide in the gaps of boundaries of perception beyond the conventional and existing involutions. Memory; where observations accumulate as areas of interest, level of knowledge and culture, and aesthetic preferences, is a web of spaces in which this accumulation is systemised according to the states of time and environment, and moment and space.

Transitions and variations that are ongoing between taught knowledge, conclusions derived as a result of experience, arguments analysed with scientific methods and visuality that is perceived as part of the transience of daily life turn into realities that now and then get stuck in memory. There are many more of these side passages that are concisely defined as “remembering” and that emerge from an action than one might assume. A moment of hearing, seeing or encountering which stimulates visual perception resurrects visual spaces that exist between the layers of memory.

Ersoy Alap’s paintings shuttle between these layers and reference existing visual spaces.

In his abstract expressions where the relationship between nature and object is questioned, Alap comes to terms with visual spaces that exist between memory layers. While visual spaces that appear in the balance of overlapping surfaces of dabs and splotches re-install technology-resisting cross-sections of nature into the visual perception, the geometric forms that interfere with them determine the dominant power of imperative change in his highly-charged abstract expressions created by the contrast between nature and technology.

This dominant power is reinforced by Alap’s distinctive and subjective technique. Strengthening the language of abstract expressions, his technique includes fields of expression that are particular to Alap and accrue by existing within themselves.

Reflecting the dramatic torments of humanity which has either distanced itself or has been removed from nature, Alap paintings wander in the visual spaces that exist between the layers of memory.

Nature – now almost completely imaginary – only appears at the conflux where moments transform into memories is a torminous representation of the layer of memory that gets stuck between existence and extinction. Attempting to create visual spaces that revert to cross-sections of nature existing between the layers of memory, and looking for a way out from the world of being entrapped between “keys”, on the border between detachment from nature and living in technology for people born in the last quarter of the 20 th century and who live as contemporaries of the 21 st century, with his paintings Alap sheds light on the tragic terrene of his own generation that cannot be perceived clearly.

Ersoy Alap convenes images of visual perceptions that conceal hope in cross-sections of nature which still continues its existence amongst layers of memory with his canvases.